Kilo vermek isteyenlere seçme tavsiyeler.

  • Posted on: 23 February 2016
  • By: admin

Tamamen yemek ve hareketle alakalıdır. Kilo konusunda klasik olarak yemek konusunda bir şeyler söyleyerek başlayayım. 
Öncelikle ekmek yemeyin! mümkün olduğunca kendinizi ekmek yememeye alıştırın, ilk başlardaki açlık hissini yendikten sonra çok da zor bir şey olmadığını göreceksiniz. Sadece ekmek de değil tabi; kek, börek, kurabiye, simit gibi hamur işi ne varsa uzak durun. 
Kalsiyum barındıran süt, peynir, yoğurt gibi ürünleri mümkün olduğunca tüketmeye çalışın. Bir zamanlar ntv yeşil ekran'da yayınlanan bir program vardı bu konuda. İki deneğe de aynı besin programını veriyorlardı. Yalnız birine kalsiyum barındıran süt ürünlerini vermiyorlardı. Deneğin sonucunca süt ürünleri tüketen kişi daha fazla yağ atımı yapıyordu.

İkinci olarak günlük beslenme düzeninize değinelim; krallar gibi kahvaltı yapın! ( tabi ekmeksiz, yada herhangi bir hamur işi olmadan) kahvaltı konusunda canınız ne çekerse yiyebilirsiniz. Hatta çikolata gibi tatlı ihtiyaçlarınızı dahi giderebileceğiniz tek öğün olsun bu mümkün olduğunca. Çünkü sabah aldığınız kaloriyi gün içinde tamamen tüketme ihtimaliniz bir hayli fazla. Kısaca kahvaltı sizin gün içindeki free bölgeniz. 
Ara öğün olarak yoğurt, meyve gibi kalorisi fazla olmayan bir şeyler tüketebilirsiniz.
Akşam öğünü olarak da küçük porsiyon olmak koşuluyla haşlanmış fasulye, ya da etli-sebzeli herhangi bir yemek yiyebilirsiniz. Bu konuda da akşam öğününde mümkün olduğunca az yemenizi tavsiye ederim. Tıpkı kahvaltı mantığı gibi ne kadar az kalori o kadar kısa zamanda yakılma.
Herkesin dediği ve çok doğru olan bir nokta da saat 19.00'dan (kendi biyolojik saatinize göre bu saati makul olarak değiştirebilirsiniz) sonra ağzınızdan içeri sadece ara öğünde bahsettiğim yoğurt, meyve gibi şeyler girsin. Akşam karnınız kıyılırsa bu tarz hafif yiyecekler ihtiyaçlarınızı kolaylıkla karşılayacaktır. 

Üçüncü olarak acıkma konusunda temel bir felsefem vardır: insan yedikçe acıkır! 
Bundan dolayı beslenme düzeninizi değiştirme aşamasında çabuk pes etmeyin, bir kaç gün sonra aslında yediğiniz şeylerin sizi doyurduğu ve fazlasına gerek duymadığınızı anlayacaksınız. Zaten bu aşamadan sonra işler sizin için daha kolay olacaktır. 

Dördüncü olarak harekete değinelim; spor konusunda kilo verme sürecinde fitness gibi işin içinde ağırlığın da olduğu antrenmanlar yerine daha basit ve sade olan egzersizi öneririm. Bunun nedeni de kasların çalışması dolayısıyla daha fazla enerji ihtiyacınız olacaktır ve bu da size açlık hissettirecektir. Yürüyüş bu konuda harika bir aktivitedir. Kasları çalıştırmadan yağ yakımına yardımcı olur. Bunun yanında evde uygulanabilecek basit egzersiz hareketlerini de yapmanızı tavsiye ederim. (hani şu ilkokulda ya da lisede beden eğitimi dersinden önce yapılanlar gibi) 

Şimdi gel gelelim bunlar sadece benim zamanında uyguladığım ve haftada bir kilo verdiğim bir sistemdi. Ancak siz farklı birisiniz. Yani dikkatli düşündükten sonra uygulamanızı istiyorum. Hatta uygulamadan önce gidip bir doktara danışın. Sizin bedeninizin ihtiyaçları herkesinkiyle aynı olmayabilir.

Bir arkadaşım günde 2 litre sıcak su içip 4 ayda 15 kilo vermişti. Neyse benim önerilerim ise : yalnızca kahvaltıda 1 dilim ekmek tüketin onun dışında ağzınıza sürmeyin. Öğlene doğru koca bir bardak light süt için yanında muz yiyebilirsiniz. 3 4 gibi sebze olarak havuç, salatalık tarzı şeylerden bir tane yanında meyve olarak elma,armut, ayva tarzı bir tanede ondan yiyebilirsiniz. Akşam 6 gibi bir kase çorba, istediğiniz kadar bol limonlu fakat yağsız ve tuzsuz bol yeşil salata ve yanına ızgara çeşidi olarak balık tavuk köfte size kalmış. Veya sebze yemekleri olabilir pırasa, ıspanak vs. Veyaaaa haşlanmış tavuk ve haşlanmış patates yemeği tarzı şeyler yiyebilirsiniz. Sonraki saatlerde eğer çok acıktıysanız meyve dışında bir şey tüketmeyin. Mevsimi ise eğer o saatlerde üzüm muz tarzı içinde bol şeker olan meyvelerden bile uzak durun.
Son olarak: çikolata,,hamur işi, pirinç tarzı şeyleri unutun.

Gıda intölerans testi. Yıllarca sporla diyetle veremedigim kiloları şıp diye verdirtti. Tabii ki test yaptırmakla bitmiyor sonrası işkence gibi bir süreç. Değiyor ama her seye. 
Benim en sevdiğim yemeklere cıktı intöleransım. Resmen hayat tarzımı değiştirdim. Alacağım her paketli gıdada içindekileri okumam gerekti, bazı hindi fümelere kereviz eklediklerini biliyor muydunuz. Peki ya pirinç patlağında ekstra buğday olduğunu? en masum wasa da bile maya olduğunu? zeytin ezmesinin mısır nişastası içerdiğini? hepsine intöleransı olan benim markette 1 saat gezip 3 parça hazır gıda alabildiğimi?

En tatlı not: dün canım fenna bir şekilde dondurma çekmişti ben de gidip tüm dondurmaların kalorisine baktım. Twister 75 kalori sevgili kaderdaşlarım. İstediğiniz kadar twister yiyebilirsiniz günde bir tane olmak şartı ile.
Umarım işe yarar söylediklerim, hepinize şimdiden başarılar.

Normal hayatta hareketli biriyim, ama masa başı çalışmaya başladığımda bunun kilomda artışa sebep olabileceğini düşünmüştüm, çünkü oturdukça yiyorum, gelsin bisküviler gitsin krakerler. Ama bol bol su içmeyi asla ihmal etmem, bir de her gün mutlaka yeşil çay; 1 ya da 2 kupa. 
Iş yerine yemeğimi evden getirmeye çalışıyorum, en azından haftanın 3 günü. -bütçe için de faydalı-
kola yok, asitli-şekerli diğer içecekler de; meyve suyu evde taze sıkıllmışsa içerim. Paketlenmiş halde tükettiğim tek içecek ayran, nadiren de soda. 
Hareket çok önemli; ofiste çaycı ablamız olmasına rağmen çoğunlukla gider çayımı, kahvemi kendim alırım. Hatta az hareket ettiğimi hissettiğim zamanlarda yorgunluktan gebersem de asansör kullanmam, özellikle merdivenden çıkarken.
Bu aralar kahvaltıda poğaça, simit değil de meyve deniyorum. Tabi ki karbonhidrat gibi tok tutmuyor ama en azından sabah mideme giren ilk şey yağlı yağlı hamur işi olmasın diye düşünüyorum.
Atıştırmalık olarak da çiğ kuru yemiş; özellikle çiğ fındık ve badem. Bende işe yarıyor, en azından bir buçuk senedir kilom 1-2 kg anca oynamıştır, onu da çabucak verebiliyorum. Tabi bunlar belki kilo vermek için değil de daha aynı kiloda kalmak için bende işe yarayan şeyler. Bir de bence şu önemli, ben bunları yapmaktan, böyle beslenmekten zevk alıyorum.

Hiç spor yapmayarak hatta spor salonuna gitmeyi bırakarak vaktinde 10 kilo vermiş bir insan olarak önce yemeği azaltacaksın, 3 öğün düşecek 1 öğüne. Ekmek denen şeyi unut. Öğlen salata ye döner ye akşam çorba iç yoğurt ye. Sabah 1 tane muz ye. Kahve ve çay serbest. Alkol yok. Kola falan yok. Uykunu nasıl uyursan uyu bana ne. Her gün tuvaletin düzenli olacak.kilolar sifonla gidecek. Her gün tartılacaksın baktın ki her 2-3 günde bir 100-200 gr hafiflemeye başladın. Devam edeceksin. Ruh halini kontrol edip metabolizmanı hızlandırmaya bakacaksın.

Her şey beyinde bitiyor. Arabanında beyni var. İçinde benzini hangi oranda ne kadar yakacağı bellidir. Rakamlarla oynarsan çok yakar ya da az yakar. Kilo vermenin eğer sağlık sorunu yoksa tek ölçütü yemek yemektir. Spor yapmak değil. 1 ay açlık orucu yap bakalım oturduğun yerden kaç kilo veriyorsun. Ağırlık kaldırmakla iki koşmakla falan olmaz o işler. Bir kere spor yapıyorsan vücuduna verdiğin mesaj kiloları at gitsin değil kiloları tut bunları ateşi beslemek için kullanıcaz. Spor yapmak spor salonuna gitmek demek değildir. Spor demek bir spor dalını hakkıyla icraat etmektir. Boşuna kendinizi kandırmayın. Kilo vermek istiyorsan ağzını kısacaksın. Her gün bir önceki günden 1 lokma az yiyeceksin.

Sizler için en güzellerinden derledik.

 

 

Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik nedir?

  • Posted on: 17 February 2016
  • By: admin

Bunu dinlerken okuyunuz

.

Özgüvenli olmak , girişken ve kasmayan bir tip olmak . Çok özgüvensiz biri değilim , orta düzeyim ama maalesef etrafımdaki bazı kişilere bayağı imreniyorum, nasıl bu kadar rahat olabiliyor anlayamıyorum. Düşman biçmemektir başka insanları kendine. Nüansların varlığını adam akıllı idrak edebilmektir. Kendinden farklı düşünene hoşgörülü yaklaşmamak, tahammülkar yaklaşmaktır. Sözcü'yü de akit'i de okurken "vay bilmem naptığımın çocukları" demeden okuyabilecek düzeyde sabırlı olabilmektir. Bir de seviyorsa gidip konuşabilmektir.Kendine değer vermek. Egovari bir şey değil. Bir kere bedenini tanımak, ne yakıştığını bilmek ve ne yakışmadığını da. Deneye deneye tarzını bulmak. (tarz dedim gidip saçını pembeye boyama sakin ol. Kilonla barışma. Göreceli falan değil belli bir sınırı var ve hem sağlık hem estetik hem de iç huzurun bağlamında dikkat etmelisin. Bir de ruhuna seslenme olayı var. Her ruh başka bir dünya. İnsanın kendine yapacağı en büyük iyilik yine kendisi.

Ve belki de nasihat dinlememek!

Çok sevilen bir yemeği üstüste defalarca yemek insana bir süre sonra nasıl bıkkınlık verirse, yıllarca nasihat dinleyen insan da aynı bıkkınlık içindedir. Ya da bir insan, kışın 0 derecede üşür. -1, -2, -3,..., -10 derecede yavaş yavaş donmaya başlar. -15, -20... Yavaş yavaş vücudunu hissetmez. -25, -30... Artık soğuk o insanı üşütmez, yakar. Nasihat da böyle birşey işte, sonunda ters teper. 

Kimseye nasihata filan gerek yok. Eğer sen örnek alınması gereken kişiysen, insanlar senin sözlerini daha dinlemeden, seni örnek alırlar ve sen bir "nasihat" olursun. Ama hem söyle hem de söylediklerini uygulama (ki uyguluyor olman yada uygulamış olman da bazı insanlar için bir süre sonra bir anlam ifade etmez) ve insanların seni örnek almasını iste... Doğaya aykırı bir durum gibi geliyor bana. 

Sonuç olarak nasihat öldü hanımlar beyler, maalesef öldü. Kendinizi yenileyin artık. Bırakın bu ;

nush ile uslanmayanı etmelidir tekdir,
tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

Sözlerini. Dayakla düzelmiyor artık insanlar. Kendinizi yenileyin. Sigara içen ve öğrencilerine sakın içmeyin diyen öğretmen, sana diyorum.

En güzellerinden derlendi.